11 Temmuz 2013 Perşembe

mikemmel türk erkeği

İnternetle ya da daha doğrusu sosyal medyayla az çok haşır neşir olan her türk genci bilir ki buralarda konu sürekli türk kızının üzerinden döner. onun kötü yanları, eksileri, tripleri, boyu, kilosu vs. her zaman muhabbetin çıkış noktasıdır. ve tabii ki bu muhabbetleri başlatan da yeryüzünün en muazzam yaratığı olan türk erkeğidir. işte bu yazıda da kanıtlarla türk erkeğinin ne kadar mükemmel (!) ...olduğu üzerinde duracağız.

öncelikle şuradan başlamak gerekir ki bütün türk erkekleri 1.50 lik türk kızının aksine en az 1.90 boya sahiptir. bu konuda bana inanmayanlar herhangi bir sözlüğe girip oradaki boy ile alakalı başlıkları inceleyebilirler. ayrıca türk erkeğinin vücudu muhteşem derecede yapılıdır. başka ülkelerin erkeklerinin "balkon" diye tabir ettiği göbeğe hiçbir türk erkeğinde rastlayamazsınız. ayrıca tabi ki hepsi "küçükken sarışın" dır fakat sonradan böyle olmuştur.

civardaki en güzel kızlar hep onun peşindedir, bir mekana gidildiği zaman o mekandaki en güzel kız her zaman türk erkeği'ni kesiyordur. hatta yer bitirir.

ayrıca her türk erkeği anadan doğma şofördür ve trafikteki tek iyi şoför yine kendisidir, geri kalan herkes ehliyetini bakkaldan almıştır. özellikle trafikte bir bayan sürücü gördüğünde ise çemkirmek en büyük hakkıdır. çünkü bu ehliyeti onlara ne diye vermişlerdir anlamaz ki. bütün kazaların sebepleri onlardır. kendisi kaza yaparsa da kesin karşı taraf hatalıdır, kusur sorumluluğu falan dinlemez.

bunun yanısıra her türk erkeği usta bir spor yorumcusudur. at yarışı ve futbol konularında uzmanlaşmıştır. bu ustalıklarını bahis alanında değerlendirirler; ancak ne hikmetse her zaman tek maç bütün planları alt üst etmektedir. hatta yılmaz vural'ın da inşaatta tuğla örerken "ben o teknik direktörün yerinde olsam bıdı bıdı" diye başlayan yorumunun kasımpaşa başkanı tarafından duyulması sonucu keşfedildiği rivayetler arasındadır.

bunun yanısıra sorun hiçbir zaman türk kızında değildir, ondadır. kısacası "sorun sende değil bende" dir. gerçek her zaman böyle olmasa da türk erkeği nezaketinden böyle demektedir; zira o son derece nazik, ince, düşünceli, romantik ve iyi olan her şey (dup dup tıs tıpıtıpıtıp tıs power puff girlss!!) dir.

Sevgililer günü, anneler günü, doğum günü, evlilik yıldönümü ve bunun gibi günler onun için hep para tuzağıdır, her ne kadar romantik olsa da bu tarz günlerde içindeki anti-kapitalist canavar ortaya çıkar. bunun yanında bir erkeğin erkek arkadaşlarının yanında cüzdanı hep boşken, kızların yanında ne hikmetse hemen cüzdanı doluverir.

ayrıca türk erkeği kesinlikle en makara okullarda okumuş, en kafa dönemle askerlik yapmış ve "bizim bi eleman" ile hayatının en güzel anılarını yaşamıştır. bunların hiçbiri palavra değildir ve aksine... -sıkı durun-
gerçektir. 

 

30 Haziran 2013 Pazar

Onlar




   Taciz edilirler; yolda yürürken, evde uyurken, anlatırken, gülerken, ağlarken, nefes alırken, almazken, başı açıkken ya da örtülüyken, etini satarken ya da satmazken...

  Susarlar; yoksa koca katil olur, abi hapse düşer, anne kahırdan hasta olur, babanın kalbi tutar, görümce verem olur, yenge su çiçeği..
 
Dayanırlar; tacize, ensest ellere, namus belasına, kızgın ağdaya, acıya, yaraya, doğum sancısına, koca kurşununa, korseye, sütyen askısına, ayak kokusuna, küçükken gelin olmaya, östrojene, iğneli epilasyona, fakirliğe, suya, susuzluğa, metres olmaya...

29 Mayıs 2013 Çarşamba

del dongo

Erkeği aile reisi, kadını da kendisini besleyene boyun egen kişi olarak vazeden din yüzyıllaından yıkamadık.

Kadınların özgürleşmesinin başarılı devrimi ancak 1969-79'lu yıllarda sürekli ve geriye dönüşü olmayan bir devrime donuştu.

Ancak genlerimizin derinliğine işlemiş bu ataerkil kurallar söz konusu olduğunda 40 yıl nedir ki?

Bugün hala ayrılıklarda, bir kadın bir erkeği kaybedince, üzücü ama kadın yalnızca bir kişiyi kaybeder. Oysa bir çok durumda, bir erkek bir kadını kaybettiğinde bir anda üç kişiyi kaybeder: bir hizmetçiyi, bir fahişeyi ve bir anneyi. Kabullenmesi zor.

Ondan sonra bazen bıçağını soktuğu olur, aynı uzvunu soktuğu gibi,eski karısı olmaya zaman bulamayan karısına.

14 Mayıs 2013 Salı

...



    Yedi kocalı hürmüz hafif meşrep oluyorda, en eğitimlisinin bile kafasında haremim olsun fikri varken onlara bir şeycik olmuyor.

demogoji


 "Adet sancım var ölüyorum doktor" diyorsun bilmem kaç lira muayene ücreti verdiğin kadın doğumcuya (topluma gerçekçi bir gönderme mi var orada) o da sana diyor ki "evlenince geçer". Böyle tedavi mi olur arkadaş? İnsanın bilmem neresinden alıp karaciğer yapıyordunuz hani noolldu?
Sen on sene oku oku sonra tedavi: evlenince geçer. Reçeteye de yaz bari "evlenme cüzdanı görüldükten sonra 3x1 sevişme" diye. Doktor sana tabi "düzenli cinsel hayatın olursa geçer" diyemiyor, dese gider şikayet eder bazı hatunlar. Adam napsın (kadın doğumcular da hep erkek zaten) "sen git evlen bacım" diyor. Çocukların cinsel gelişimini engelleyecek birşey söylemek istemiyor tabii, genel izleyici var karşısında. Mesela prostat olan adama diyorlar mı "biz sana helal süt emmiş birini bulalım evlenirsin şıp diye geçer" diye. Napalım şifa niyetine mi evlenelim yani?

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Otuzbeşe Bakla








Tezgâhı açma
Sanma kâr başka
Aynı hesap her yerde
Otuzbeşe bakla!




8 Mayıs 2013 Çarşamba

Dasdisdos










İnsanların fikriyatını hazlar yönetmeye görsün,  sizin için ölüp biten aşıkların,  üç gün sonra en zor zamanınızda başka bir aşk peşinde sizi aç ve sokakta bırakması asla sürpriz değildir. .